Ne zamandir aklimdaydi...Tamamen yemek blogu olamazdi...Veya anne-ogul maceralari da...Yasanan baska seyler de vardi hayatta... En iyisi hepsinden azicik, ortaya karisik olsun istedim. Bir nevi gunluk benim icin... Hayatinin 27 yilini anayurtta son 8 yilini da Amerika'da gecirmekte olan birinin yani bir gurbet kusunun yazilari olacak bunlar...Devami postlarda efendim :)
Friday, August 21, 2015
Karisik durumlar...
Ne zamana kadar devam edecek bilmiyorum. Hep ayni tarzda giris cumlesi yazmak da istemiyorum. Zorlaniyorum arkadaslar. Pek cok seye yetismeye calisiyorum. Hic bir isi mukemmel yapma amacinda da degilim yani. Elimden geldigince yapmaya gayret ediyorum. Koskoca bir ay gecmis bile iki satir yazmayali buraya...
Allah saglik versin gerisi muhim degil. Guzel ulkemle ilgili dusuncelerim gun gectikce karariyor, haberleri okumaya yuregim dayanmiyor. Yanan evleri, analari babalari, esleri, kardesleri, hele de yetim kalan yavrulari dusunemiyorum bile. Allah onlara sabirlar versin.
Bizim hanede neler oluyor derseniz, kendi kucuk dunyamizda yuvarlanip gidiyoruz. Sadece bi kisi yuvarlanmiyor israrla o da Eymen Efe. Yapabilecegini bize gosterdi ve bir daha yapmak istemiyor kucuk bey. Onun gozu ayakta durma ve oturmada. Bi de popoyu yukari kaldirip surunebiliyor azicik. Haftaya doktor kontrolumuz var cok pis sikayet edecegim seni oglusum doktor amcaya ona gore...
Gecen hafta huysuzlugu hat safhadaydi. Meger kuzumun cani yaniyomus. 4 ay 1 haftalikken bizim minik kuzunun alt yan taraftan disleri patladi. Bir nebze de olsa rahatladim en azindan huysuzlugunun bir sebebi varmis ve gecici bir durummus. Simde daha iyi cok sukur. Amma velakin disleri de cikiyor ya havalara girdi zannimca.Yemek yemek icin sabirsizlaniyor. Son iki gundur yemek yerken bir elimde bebek havuc u (baby carrot) tutuyorum ona, kemirmeye calisiyor resmen. Yavru kusum sen hangi ara buyudun de bizim yemeklere ilgi gostermeye calisiyorsun. Ben daha seni emzirecektim ne de olsa ilk 6 ay sadece anne sutu diyolardi. Yine bakalim doktor amcamiz ne diyecek bu duruma, haftaya ogrenecegiz.
Onun disinda cevrede olup bitenlere daha cok ilgi duyuyor Eymen Efe. Oyuncaklarla oynamaya calisiyor. Oksurme taklidi yapiyor sabah 6 dan aksam 8 e kadar. Komik sey seni... Gulec oglum benim, keyfi yerindeyken gulumsemeyi eksik etmiyor yavrum masallah ona.
Uyku rutini yapamasak da saat 8 gibi yoruluyor ve aksam uykusuna baslamak istiyor, bunu anlayabiliyorum.Olasi gecikmelerde bizden intikamini fazlasiyla aliyor. oyle bir bagiriyor ki tekrar uyku moduna gecebilmek icin herkesi korkutuyor. O yuzden aksamlari bi yere gitmeye cekiniyorum. Ramazan ayinda yeterince dagilmisti uyku duzeni hepimizin, simdiki duzeni korumak lazim.Zaten kis gelince biraz daha erkene bile cekebiliriz ki abiyle de vakit gecirebilelim daha cok.
Kayra kuzusu ise kreste sinif degistirdi. Oyle zayif siska dursa da kuzum masallah ogrenme yetenegi ve gelisimine gore bir ust sinifa aldilar. Artik biraz daha ciddiyiz( prekindergarden), okullarin acildigi tarihte baslattilar ve yasca ondan buyuk olmalarina ragmen eski sinifa devam eden arkadaslari var. Kameradan baktigimda kendi halinde takiliyo gorunse de, kalemi bir turlu kavrayip harfleri yazmasa da bilgisini ogretmenlerine gostermis ki boyle bir karar almislar. Insallah cabucak alisir ve ogretmeniyle de iyi anlasir kuzum benim. Yazmasa da harfleri gayet iyi biliyor hatta sevdigi sozcuklerin nasil yazildigini bile biliyor. Ornek; costco yazarken iki tane 'o' iki tane de 'c' gerekiyor diyebilir. Rakamlari Ingilizce 100 e kadar (biraz daha fazlasi da olabilir) sayabiliyor. Turkce nereye kadar sayiyor bilmiyorum, otuz - kirk falandir herhalde. Israrla bana sozcuklerin hangi harfle basladigini soruyor hem Turkcesi hem de Ingilizcesi neyle basliyor merak ediyor.Insallah ogrenme hevesin hic sonmez ve her konuda devam eder canim oglum.
Biz yine tasinmaya karar verdik. Bu demektir ki onumuzdeki gunlerde de yogunluk devam edecek. Bu seferki cocuklar icin gerekiyor. Insallah yeni yerimizde mutlu oluruz, kosma ziplama diye kisitlamayiz cocuklari. Ust komsumun rahatsiz oldugunu bildigimden cok tedirgin yasiyorum kac aydir. Kendi evimde rahat edemiyorum. Esimin de benim de cok begendigimiz bir eve basvurumuzu yaptik insallah olumlu sonuclanir. Artik ev aramak da istemiyorum daha fazla.
Ortaya karisik bir yazi oldu biraz ondan biraz bundan derken ruh halimi belli ettim sanirim. Ne yapalim, bugunluk boyle olsun. Saglikla...
Tuesday, July 28, 2015
Tarihe Notlar...
Yine kayiplara karistim. Hala bir duzen tutturamadim sayin okuyucu.
Buna da sukur diyoruz ve kosturmacaya devam ediyoruz. Biraz da yasanilanlardan dolayi isteksizlik geliyor zaman zaman. Kuzularimiza nasil bir dunya, nasil bir ulke birakiyoruz biz... Hep mi aci haber olur diye isyan bayragini dikmek istiyoruz zaman zaman...
Asil yazma amacim baska tabi. Benim ikinci minik kuzum gun be gun buyuyor, neredeyse 4 aylik olacak birkac gun icinde. Bizim iki numara oldukca tembel cikti. Yuz ustu durmayi hic sevmiyor, hala da donebilmis degil diye stres yapiyodum ta ki dune kadar. Sanki ne olacaksa iste...Abisi 3.5 aylikken donmustu. Eymen Efe hem anne sutu aliyodu (mamadan daha yararli ya) daha erken olur diye dusunmustum. Dun isten dondukten sonra kuzum opusup koklasmalarimin arasinda tehditi savurdum. Oglum bak senin bunu yapman lazim artik dedim. Birkac kez bizim yardimimizla donmustu ama onlar sayilmazdi tabi. Salona getirip ortusunun uzerine yuzustu biraktim. Tam yatak odasina gitmistim ki bizimki aman annemin dert ettigi seye bak,madem istedi yapayim da rahatlasin der gibi kendi basina donmus.Babaannesi ve halasi bu olaya sahit oldu.Ben hemen kosup yanina tekrarlamasini istedim ama bugunluk bi tane yeterli dedi galiba yapmadi inatci kuzu :-))
Oyle iste, bunu kayit altina almak istedim. Sonra insanlik hali unutabiliyoruz.
Doktor kontrolumuze dah 1 ay var ve sanki ek gidaya hazir gibi resmen masada oturup yemekleri izlemek istiyor. Cok merakli sekilde bakiyor. Ama daha cok erken diyorum bilmis bilmis.Oysa ki her cocuk farkli degil mi? 6 ayi beklemeyebilir. Bi de oturmaya cok merakli gibi.Kucuk adam iste kendine gore zevkleri oldu simdiden. Boynundan oyle gidiklaniyor ki hemen guluyor gulec oglum benim. Ha bi de tum gun iste oldugumdan evde olanlari kendi dilinde bana anlatiyor aksamlari ;-) Biriktiriyor sanirim sonra bi basliyor anlatmaya susturabilene ask olsun. Zevkle dinliyorum ben de.
Diger cephede ise durumlar ayni.Kardesini sevmesine ragmen kiskanclik heran olabiliyor. Uykusundan uyandirmaktan zevk aliyor ki nasil vazgecirecegimizi bilemiyoruz. Yine unutmamak adina bizi gulduren hatta taklit ettiren bazi sozcukler soyle Kayra dilinde (Turkce'nin hangi agzi oldugunu henuz cozemedik)
Bene ver (bana ver)
Sene getirdim (sana getirdim)
Yimaa (yeme)
Opmaa (opme)
BuAhmet (Muhammet ki bunu hemen cozemedik)
Alarz (aliriz)
Yaparz (yapariz)
Sevemiyoyum (sevmiyorum)
Bannanne (babaanne)
aklima gelenler. Cok yasa sen kuzucum, dogrusunu soyleyerek karsilik versek de senin dilinde konusmayi cok seviyoruz biz ;-))
Wednesday, June 24, 2015
Iste Yeniden Burdayim...
Evet sayin okuyucu, biraz planli biraz da plansiz neredeyse 3 aylik bir ara vermis oldum.
Hersey yolunda cok sukur, ben bir turlu bilgisayar basina gecip blogumu acamadim. Gectigim zaman cok acil biseyler okumam gerekiyodu ya da calismam gerekiyodu. Kronolojik sirayla anlatma calisayim efeddim, nerdekalmistik; ahh evet Mart ayinin son haftalari oldukca yogun gecti benim icin.
Dogumdan once isleri devretmem gerekiyodu. Surekli toplantilar derken yeni bir yazi yazmaya vakit bulamiyordum. Ayin 27 sinde annem Turkiye'den geldi. Ben biraz daha rahatlamistim ne de olsa Kayra'yi ona birakacaktim biz dogum icin hastaneye gittigimizde. Gun icinde yedigim hurma sayisini arttirdim:) Ne derece etkili oldu bilmiyorum ama Nisan 15'i olan dogum tarihi Nisan 6 oldu.
4 Nisan'da birkac aile piknige gittik. Ben tabi genelde ayakta ve Kayra'nin pesinde bir gun gecirdim. Ertesi gun Pazar'di, oglumun istegi uzerine anneanneyi de alip markete gittik (Jungle Jim's) Karpuzlari goren Kayra almadan gecmedi ben de onu mu kiracaktim, kucakladim koca bir karpuzu ve sepete attim. Ne de olsa ufakligin gelmesine daha vardi, hem ay sonu raporlarimi henuz bitirmemistim. Biz ufaklikla anlasma yapmistik ayin 8'i konusunda. O gunun aksaminda saat 6.30gibi biraz farkli sancim, oldu ki bu arada Turkiye'de olan esimin ailesiyle skype tan konusuyoduk. Caktirmadan saati kontrol ettim, ne kadar surdugunu anlamak icin. Sonra 15 dakikada bir tekrarlamaya basladi sancim. Cok canim yanmiyodu acikcasi. Hep merak ediyodum gercek dogum sancisini nasil anlayacagim diye (Kayra'da suyun gelmesiyle sanci balamisti cunku).Bi sekilde bu digerlerinden farkli diyebiliyosunuz. Annem ve esim panik oldular haliyle cunku ben henuz hastane cantami da hazirlamamistim. Sanci aralarinda cantayi hazirladik esimle. Yemek yedim.Ama en onemlisi sayisini bilmedigim kez tuvalete gittim. Bagirsaklarimi bosalttim diyeyim siz anlayin gerisini :-)) Sancilarin araligi kisalmaya suresi de uzamaya baslamisti.Artik duvara yaslanmadan veya secde pozisyonu almadan rahat edemiyordum. Doktorumla telefonde birkac kez konustuktan sonra 10.30 gibi hastaneye gitmek icin yola ciktik. Benim yine hep merak ettigim biseydi acaba Kayra nasil tepki verecekti. En azindan uyuyuncaya kadar yanlarinda olmasi icin arkadasim ve kizini da bize cagirmistik. Kayra bizi gule oynaya ugurladi. Allah yardim ediyor bi sekilde yani ;-)) Beni bilenler bilir en cok kafamda buyuttugum konulardan biriydi bu.
Saat 11.00di hastaneye ulastigimizda. Islemleri yaptirip odamiza girdigimizde saat 11.30 u gecmisti.Sancilarin arasi birbucuk dakikaydi ve suresi 1dakikadan fazlaydi artik.aciklik 4 cm henuz.Evdeki sakinligimi kaybettim hastane odasinda.Denedigim pozisyonlar ise yaramiyordu. Vucudum sanirim paniklettim ve epidural almak istedim. 3.5 yil onceki anastezi uzmani geldi yine ve epidurali takti. Ilk dogumla benzerlikler bas goosterdi zaman ilerledikce. Saat sabahin 4 u oldugunda aciklik hala 4 cm idi ve dogum kanalina bir turlu giremiyordu. Turkiye'de cati muayenesi yapiyorlar ya hani burda dogum baslayincaya kadar yapmiyorlar.Cunku her bebek farkli davranabilir, buyuklukleri farkli olabilir vs. Elimizden geleni denedik normal dogum icin ancak bizim ufaklik abisi gibi sezaryen ile aramiza katilmak istedi. Bu kez hazirlikliydim. Daha rahattim. Ameliyahaneye girip operasyona basladiktan 7 dakika sonra ailemizin dort numarasi aglayarak ben burdayim dedi, 4.28 dogum saati. Hemen kontrolleri yapildiktan sonra esimin kucagindaydi. Esim de yanima getirdi sagolsun. Benim dikislerim devam ederken kuzumu optum,kokladim, dokuz ay boyunca ozlemini cektigim kokusunu icime cektim bol bol. Rabbime binlerce sukur saglikli bir sekilde dogdu Eymen Efe.3,440 gr ve 52 cm dogdu, abiye gore daha hafif. Sonraki 2 gun hastanede gecirdik, esim daha cok Kayraylaydi, annem de benim yanimda. Karnimda epey hazirligini yapmis olan Eymen Efe ilk gunden bu yana emiyor. Basta sutum yeterli gelmiyordu, kilo alimi yavasti ilk birkac hafta. Lohusa halimle zaman zaman zor anlar yasadim ama gecti cok sukur. Sanirim sirf bi konu icin apayri bir yazi yazabilirim.
Annemi Mayis sonunda Turkiye'ye ugurladik. Ayrilmasi benim icin cok zor oldu. Varligina hepimiz alismistik. Eymen Efe bile aradi diyeyim siz anlayin :-)) Sonrasinda silkelendik esimle, iki basimiza iki ufaklikla basetmemiz gerekecekti. Simdilik idare ediyoruz. Zaman zaman zor anlar yasiyoruz. Onumuzdeki hafta bizi baska bir yeni macera bekliyor. Ben ise geri donuyorum. Kayra kreste olacak gun boyu.Eymen Efe de esim okulda olmadigi zamanlar evde babayla olacak. Gunde 3 kez sutumu pompa ile sagmam gerek ki ertesi gun Eymen Efe'nin yemegi ciksin. Buzluga cok da fazla koyamadim cunku ufaklik gunluk rezervin hemen hepsini tuketiyor. Uc-dort ayri bitki cayi iciyorum, yine bitkilerden olusan kapsul aliyorum, en az 4 litre su iciyorum,sutum bu kadar oluyor. Insallah calisma temposuyla azalma olmaz, ben buna da ragziyim.
Anlayacaginiz uzere aklimda suan bu konu var, yazi donup dolasip sute geliyor ;-))
Abisiyle hem benziyor hem de dur bir dakika, ben ayriyip hem de apayriyim diyo benim ikinci kuzum. Neredeyse 3 aylik olacak ve artik tepkiler veriyor bize, kendince konusmaya calisiyor. Hele ki karnini doyurunca bi mutlu oluyor ki sana tesekkur edercesine konusuyor. Iyiki geldin hayatimiza kuzum, ne cok ozlemisim cennet kokusunu icime cekmeyi. Cogunlukla beni anladigin, annecigini nispeten cok yormadigin icin cok tesekkur ederim bebegim. Abini simdiden cok sevdigini biliyorum. O da seni cok seviyor, bazen bizi kiskandigi icin garip davranabiliyor ama seni hep dusunuyor, soruyor.
Iste Eymen Efe hikayesinin baslangici bu sekilde okuyucu. Daha fazla geciktirmek istemedim. Bu yaziyi 10 gunde hazirlayabilmisim.
Iki erkek cocuk annesi ben, Sevcan, sizlere guzel gunler diler;-))
Wednesday, March 18, 2015
"OY ÇANAKKALE OY!.. "
Alintidir...
Zaman zaman sohbetlerde: “Neden bizden de bilim adamı çokça yetişmez? Diğer ülkelerden ne farkımız var? Bizde hiç mi aydın yetişmemiş?” yollu yakınmalarımız olur. Aynı soruyu kendisi de bir bilim adamı olan Toygar AKMAN üniversite öğrenciliği yıllarında babasına sormuş. Babası da cevap niteliğinde olmak üzere öğretmenliğe yeni başladığı yıllardaki hatıralarından bir bölümünü anlatıyor:
“Çanakkale Savaşı’nın bütün şiddetiyle sürdüğü o günlerde Sirkeci İstasyonu’ndan hergün asker dolusu trenler Trakya yönüne doğru hareket ederdi. Sarayburnu İskelesi’nden de asker dolu koca koca gemiler Çanakkale’ye doğru denize açılırdı. Bütün İstanbul halkı bu kahraman askerleri göz yaşları içinde uğurladık. Giden gemiler ve trenler daima boş olarak döner ve gidenlerden de kısa bir süre sonra haber alınamazdı.”
Babam göz yaşlarını silerek devam etti:
“O günlerin birinde İstanbul Erkek Lisesi’nin bir dokuzuncu sınıfında ders veriyordum. Sınıfın kapısı iki defa tıklatıldıktan sonra açıldı ve içeriye müdür muavini ile kalpaklı bir binbaşı girdi. Sert bir asker selâmı çaktı. Ben de ayağa kalkarak kendilerini selâmladım. Daha ziyaret sebebini sormadan, binbaşı bana baktı ve tok bir sesle:
-Muallim Bey! Memleket, evlâd-ı vatandan hizmet bekler, dedikten sonra sınıfa döndü ve arka sıralarda oturan uzun boylu öğrencilere, “Sen gel, sen gel, sen de gel!” diye seslenerek, öğrencileri toplamaya başlamıştı. Önde oturanlar, kendilerinin de alınması için, oturdukları sırada dik durmaya ya da ayaklarının ucuna basarak uzun boylu görünmeye çalışıyorlardı. Binbaşı bu öğrencilere acı acı gülümseyerek sırtlarını okşayıp topladığı öğrencileri alıp, geride kalan bizlere sert bir asker selâmı vererek çıkarak gitti. Sınıfta öylece kalakalmıştım. Diğer sınıflardan toplananlarla beraber bizim öğrencileri Selimîye Kışlası’na götürmüşler. Gidenlerin arkadaşlarına gönderdikleri mektuplardan, orada makineli tüfek eğitimi aldıklarını, üç aylık eğitim süresi bitince Çanakkale’ye gideceklerini öğreniyorduk. Üç ay sonra ise kendilerinden hiç haber alınamadı.” Rahmetli babam sözlerinin burasında durmuş, dopdolu gözleriyle bana bakarak:
Zaman zaman sohbetlerde: “Neden bizden de bilim adamı çokça yetişmez? Diğer ülkelerden ne farkımız var? Bizde hiç mi aydın yetişmemiş?” yollu yakınmalarımız olur. Aynı soruyu kendisi de bir bilim adamı olan Toygar AKMAN üniversite öğrenciliği yıllarında babasına sormuş. Babası da cevap niteliğinde olmak üzere öğretmenliğe yeni başladığı yıllardaki hatıralarından bir bölümünü anlatıyor:
“Çanakkale Savaşı’nın bütün şiddetiyle sürdüğü o günlerde Sirkeci İstasyonu’ndan hergün asker dolusu trenler Trakya yönüne doğru hareket ederdi. Sarayburnu İskelesi’nden de asker dolu koca koca gemiler Çanakkale’ye doğru denize açılırdı. Bütün İstanbul halkı bu kahraman askerleri göz yaşları içinde uğurladık. Giden gemiler ve trenler daima boş olarak döner ve gidenlerden de kısa bir süre sonra haber alınamazdı.”
Babam göz yaşlarını silerek devam etti:
“O günlerin birinde İstanbul Erkek Lisesi’nin bir dokuzuncu sınıfında ders veriyordum. Sınıfın kapısı iki defa tıklatıldıktan sonra açıldı ve içeriye müdür muavini ile kalpaklı bir binbaşı girdi. Sert bir asker selâmı çaktı. Ben de ayağa kalkarak kendilerini selâmladım. Daha ziyaret sebebini sormadan, binbaşı bana baktı ve tok bir sesle:
-Muallim Bey! Memleket, evlâd-ı vatandan hizmet bekler, dedikten sonra sınıfa döndü ve arka sıralarda oturan uzun boylu öğrencilere, “Sen gel, sen gel, sen de gel!” diye seslenerek, öğrencileri toplamaya başlamıştı. Önde oturanlar, kendilerinin de alınması için, oturdukları sırada dik durmaya ya da ayaklarının ucuna basarak uzun boylu görünmeye çalışıyorlardı. Binbaşı bu öğrencilere acı acı gülümseyerek sırtlarını okşayıp topladığı öğrencileri alıp, geride kalan bizlere sert bir asker selâmı vererek çıkarak gitti. Sınıfta öylece kalakalmıştım. Diğer sınıflardan toplananlarla beraber bizim öğrencileri Selimîye Kışlası’na götürmüşler. Gidenlerin arkadaşlarına gönderdikleri mektuplardan, orada makineli tüfek eğitimi aldıklarını, üç aylık eğitim süresi bitince Çanakkale’ye gideceklerini öğreniyorduk. Üç ay sonra ise kendilerinden hiç haber alınamadı.” Rahmetli babam sözlerinin burasında durmuş, dopdolu gözleriyle bana bakarak:
“Gidenlerin hiçbiri geri gelmedi. Hepsi de dokuzuncu sınıf öğrencisi idi. İstanbullular dokuzuncu sınıfa kadar gelmiş bütün okuyan evlâtlarını şehit verdiler. Geriye kalanlar oldu ise onlar da Yemen’de ve İstiklâl Harbi’nde şehit düştü. İstanbul daha ne verecekti ki evlâdım. O zamana kadar memlekette aydının harman olduğu yer İstanbul’du. Memlekette aydın mı kaldı a oğul? Pınarlar kurudu, pınarlar!.. Sen ne sorarsın!”
______________________________ ________
İstanbul lisesi, öğrencilerinin hepsinin şehit olduğu haberini saat 15.30'da almış, o gün bugündür okulun saati 15.30'dan başka saati göstermemiş, hayat orda durmuş!
Basta M. Kemal Ataturk ve bu vatan icin canini hice sayan tum sehidlerimizin ruhu sad olsun. Bir Fatiha'yi esirgemeyelim lutfen...
Friday, March 13, 2015
Sandivic Ekmekleri
Yine bir tarif verip kacacagim. Epeydir deneyip bazen tutturdugum bazense tutmayan tarifimi sonunda sabitledim. Boyle yazdim diye gozunuz korkmasin, goz karari koyunca tutturamiyordum ve tam olculerini hatirlamayinca farkli sonuc cikiyordu. Neyse bu sorunun ustesinden geldim nihayetinde.
Kayra maalesef kresin de etkisiyle veya arkadaslarindan dinledigi icin olabilir hotdog (sosisli sandivic) ve hamburger sozcuklerini ogrenmis. Tabi nasil bisey oldugunu da biliyor haliyle. Ben de baskasina ozenmesin diye biz onlari disarida yemiyoruz ama ben sana evde yaparim istersen dedim. Ana yuregi iste... Oysaki sosis yemesini istemiyorum aslinda.
Neyse efendim disaridaki ekmeklerdeki katki maddeleri malum, ama normal yaptigimiz ekmekle de pek lezzetli olmuyor hamburger veya sosili sandivic. O yuzden anne hemen bir tarif arayisina girdi, yumusacik olacak ama pogaca olmayacak, ekmek de olmayacak derken uydurma bir tarifim oldu. Biz severek yiyoruz. Resimde gordugunuz gibi saglikli atistirmalik da olabiliyor bazen. Bu sabah esime kahvalti niyetine kahvaltida yediklerini ekmek arasi yapip birakmistim, boylesinin daha cok makbule gectigini soyledi.
Ekmekcikler icin malzemeler aslinda cok bilindik;
- 1/2 cup ilik su
- 1 + 1/2 cup ilik sut
- 2 tatli kasigi kuru maya
- 1 tatli kasigi seker
- 1/2 tatli kasigi tuz
- 1/2 cup zeytinyagi
- 4 cup kadar un
Benim klasik yontemim su ve sutu karistirip mikrodalgada 1 dakika isitip sonra da seker ve mayaya ilave etmektir. Bu kismi mikser yapiyor. 2-3 dakika karistirdiktan sonra yagi ilave edip 2-3 dakika kadar daha karistiriyoruz. Ilk uc cup undan sonrasini kontrollu ekliyoruz. Tuzunu da ilave edip yumusak, nispeten ele yapisan ama puruzsuz bir hamur oluncaya kadar yoguruyoruz. Hamuru 30 dakika kadar dinlendirip biraz un serpistirilmis tezgahta sekillendiriyoruz. Baska degisik sekiller yapmak isterseniz sizin hayal gucunuze kalmis. Ben uzerine yurmurta sarisi surmeye gerek gormedim ama yapilabilir. Tepsiye koyup 20-30 dakika daha mayalandirip 425F te isinmis olan firinimizda uzerleri kizarincaya kadar pisiriyoruz ki bu sure cok uzun surmuyor. Ben pistikten sonra uzerine temiz bir mutfak havlusu ortuyorum sanki oyle daha yumusak oluyor gibi geliyor. Yontem yazdigim gibi pogaca/ekmek yapar gibi. Fazlasini buzluga koyuyorum ki gerektiginde cikarip kullanabilelim.
Denemek isteyenlere afiyet olsun. Ozellikle cocuklarin beslenmesi icin elimizin altinda bulunmasi bazen kurtarici olabiliyor. Sevgilerimle...
Wednesday, March 11, 2015
Elmas Kurabiye diyorlar ona...
Hamuru icin;
2 stick tereyagi ( 220 gr civari)
1 yumurta
4 tepeleme yemek kasigi pudra sekeri
2 tepeleme kakao (ben Hershey in dark cacao sunu kullandigim icin iki kasik yetti)
1 paket vailya
1paket kabartma tozu
2 - 2.5 cup kadar un
kullandim.
Uzeri icin birkac kasik seker ve birkac kasik cikolata.
Bunlari tam olarak ne kadar kullandim olcemedim :(( ama cok fazla degil inanin.
Hamur icin tum malzemeleri bir kapta yogurun, elinizle yuvarlak sekil yapabiliyorsaniz yeterince un koymus demeksiniz. Ben tepsiye yuvarladigim ve ust kismini sekere batirdigim kurabiyeleri dizip sonra bas parmagimla hafif bastirdim ve cukur actim. Isterseniz bu asamayi tek tek her kurabiyeyi sekerleyip sonra cukurunu acip oyle dizebilirsiniz. 350F te biraz isinmis olan firinda cok degil 15 dakika kadar pismesi gerekiyor. Siz yine de pisip pismedigini kurdanla kontrol edin cikarmadan once. Pisen kurabiyelerimizin buyuk bir sabirla sogumasini bekliyoruz. Sonrasinda ise isterseniz cay kasigi ile cukurlara tek tek cikolata (Nutella,Sarelle, Cokokrem ne varsa elinizde artik) koyuyoruz veya krema torbasina toptan koyup yildiz ucla cukurlari dolduruyoruz ki ben ikinci turlu yapmaya calismistim. Toplamda 27 civarinda kurabiye olmustu. Bunu da yazayim ki belki sayili yapmak isteyenlere yardimci olabilirim.
Kayra pek pas vermedi bu kurabiyelere ama ben ve esim begendik, ayrica ikram ettigim arkadaslarim da gayet guzel tepkiler verdiler yerken. Deneyeceklere afiyet olsun efendim.
Tuesday, February 24, 2015
Kafam Karisik
Daha once pek cok kez yazmaya yeltendim ama bunca sey olurken benim yasadiklarimi, hissettiklerimi yazmam ne derece dogru olur bilemedim. Ben son bir yildir bu ikilemdeyim aslinda ama bi yandan ileride okuyacagim yazilarimin olmasini da istiyorum. Klasik ikizler burcu kararsizligi iste...
Kendimi yipratmamaya calissam da haberleri okuyup okuyup uzulyorum, sonra bebegimi dusunup kendime kiziyorum. Dua ediyorum bol bol. Herseyin duzelmesi icin, herkesin iyiligi icin, gerceklerin ortaya cikmasi icin, kotu olaylarin tekrarlanmamasi icin, yasanilanlardan ders cikarmak icin...
En cok da ailemi bu olan bitenlerden uzakta tutabilmek icin, iki minigimi layikiyla yetistirebilmek icin, onlarin ahlakli, vicdanli, ozu sozu bir insan olarak yetistirebilmeyi cok istiyorum...Bunu icin yaradana dua ediyorum.
Iki minik dediysem biri hala karnimda, aramiza tesrif etmedi. Bugun doktor kontrolunde ogrendik ki kucuk bey Nisan 15'ine kadar geldi geldi,aksi takdirde sezaryen ile ailemize katilacakmis. Insallah en hayirli zamanda, hayirli sekilde saglikla gelsin diyorum. Ama bir yandan da dogumun kendiliginden baslayip gelismesini istiyorum. Sonrasi Allah Kerim... Bu ara, cok meshur olan ama benim Kayra'ya hamileyken duymadigim HypnoBirthing adli kitabi okuyorum. Bir aya kadar bitirebilirim insallah.
Kutup soguklarini yasadigimiz son bikac haftadir yuruyus falan yapamiyorum. Her yer kar, buz ama yollar acik neyse ki. Umutlarimiz Mart ayinin daha ilik olmasindan yana ki ben rutin yuruyuslerimi yapayim. Yarin 34. haftaya giriyoruz ve simdilik hersey yolunda cok sukur. Kilolar katlanarak gelse de ben kendimi iyi hissediyorum. Cabuk yoruluyorum belki, nefesim kesilebiliyor is yaparken ama buna sukur. Belki boyle olmaya mecbur oldugum icindir. Hamileligimden dolayi Kayra'nin herhangi bir durumdan mahrum kalmasini istemiyorum. Tabi bazi farkliliklar olabiliyor. Buyuyen karnimdan dolayi kuzum kucagimda oturamaz oldu artik. Malum boyumuz da uzun degil ki, bacaklarimiz uzun olsun. Biz de farkli sekillerde kitap okuyoruz artik. Bi sekilde cozum bulabiliyoruz boyle durumlara.
Bazen kucagima gelmek istiyor, belki yapmamam gerekiyor ama dayanamayip onu kucakliyorum. Belime cok buyuk baski yapiyorum biliyorum. Ama dedim ya onu uzmek istemiyorum. Bana ihtiyaci oldugu zaman onu reddetmek cok dogru gelmiyor. Zaten cok uzun sureli kucagima alamiyorum. Ama bir yandan da kardesini dusunuyorum, onun icin endise ediyorum.Yanlis yapmaktan korkuyorum. Aslinda ikiye bolunmus gibiyim simdiden. Ikisinin de hakkina girmek istemiyorum. Aksamlari tum enerjim bitmis gibi hissettigimde Kayrayla birlikte uyuyorum cogunlukla. Karnimdaki bebegimle konusamadan siziyorum resmen. Bunun gibi kucuk seyler belki ama bir anne olarak benim aklimi tirmaliyor iste! Sunu da belirteyim bizim ufaklik en cok abisinin konusmasina tepki veriyor. Simdiden onu kendine daha yakin bulmusa benziyor. Sanki Kayra'ya cevap vermek ister gibi o konusurken harekete geciyor. Boyle anlarda ben cok mutlu oluyorum tabi. Binlerce kez sukur vesilesi... Rabbim herkese boyle guzel duygular tattirsin!
Daha onceki yazimda yazmistim her ne kadar kiyaslama yapmamaya calissam da insanin aklindan geciyor ilkinde soyle oldu oysa simdi boyle oldu gibi cumleler. Kesinlikle sunu soyleyebilirim daha tecrubeli oluyorsunuz. Vucudunuzu daha iyi taniyorsunuz. Zaten bebegin hareketlerini, kasilmalari falan daha rahat ve erken hissediyorsunuz. Gecen hafta cok farkli kipirdanma ve sanci hissetmistim sol tarafima uzandigimda. Bebegin basinin dondugunu tahmin etmistim ve bugun doktor da teyit etti basinin asagiya dondugunu.(kaptim bu isi galiba) Belki birazcik daha rahat olabiliyorsunuz cunku o kadar acemilik olmuyor. Ama yine de apayri bir heyecan oluyormus ikinci hamilelikte de. Ikisinin de erkek olmasi heyecani eksiltmiyor dogrusu. Kayra'ya ne kadar benzeyecek fiziksel olarak cok merak ediyoruz esimle veya davranislari ne kadar ayni ne kadar farkli olacak...
Arayi bu kadar acmamaya calisacagim bundan sonra insallah.Zaten onumde 6-7 hafta var sonrasinda ne kadar rahat olabilirim bilmiyorum. Bu da bir merak ve heyecan konusu. Sakin bir bebek ol olur mu yavrum, karnini doyurup, altini degistirip uyuttuktan sonra annenin kendisine de vakit ayirmasina izin verirsen super olur ;-) Eminim anne bu vaktini abiyle oynayarak gecirir ama onun da hakki tabi. Boyle gulerek yazdigima bakmayin bunu simdiden dusunmek dogru mu bilmiyorum ama dengeyi nasil saglayacagimi daha dogrusu yapabilecegimi bilmiyorum. Basliktaki gibi kafam cok karisik cok. Sanirim bu dusunceler cok normalmis...
Subscribe to:
Posts (Atom)

