Ne zamandir aklimdaydi...Tamamen yemek blogu olamazdi...Veya anne-ogul maceralari da...Yasanan baska seyler de vardi hayatta... En iyisi hepsinden azicik, ortaya karisik olsun istedim. Bir nevi gunluk benim icin... Hayatinin 27 yilini anayurtta son 8 yilini da Amerika'da gecirmekte olan birinin yani bir gurbet kusunun yazilari olacak bunlar...Devami postlarda efendim :)
Tuesday, December 31, 2013
Yilin Son Yazisi
Biraz kisa olacak bastan soyleyeyim. Butun yilin muhakemesini falan yapmadim henuz. Vaktim olmadi. Zaten suanda isten yaziyorum. Yeni geldi, bir ay oldu, iki ay oldu derken kocaman bir yili daha devirdik. Zaman bildigi hizda akip gidiyor ve bizim elimizden bir sey gelmiyor hep soyledigim gibi. Ona ayak uydurmak bizim elimizde.
Yine de yazarken bu yil olan bitenler gozumun onune geliyor. Klise olacak ama yeni yilda herkes ama herkes icin saglik diliyorum! Babacigimin 2013 un baslarinda sagligina kavustu derken tekrar hastalanmasi, nekehat donemi vs. yasadiklarimizi dusunuyorum da... Ben cogunda ailemden uzaktaydim tabi yardimci olamadim dogru durust. Allah herkese saglik versin bu yeni yilda. Hastalara da sifa versin en tez zamanda!
Umarim yeni yilla birlikte yuzumuzu gulumseten olaylar yasariz. Sevdiklerimiz yanimizda olur. Cocuklarimiz 2 yas - 3 yas sendromu falan yasamazlar. Ay kapanisi gibi bir stres olmaz. Doktora yeterlilik sinavi gibi stresli bir sinav kalmaz.. Bu listeyi boyle uzatip isi geyik haline donusturebilirim. Ama dur yapmiyorum biraktim. Yeni yil hos olsun, guzel olsun, bizi cok zorlamasin, uzmesin iste!
2013 un son tarifini de ekleyip kacayim ben. Tarifi birkac arkadas icin yayinliyorum belki faydasi olur. Efendim Amerika'da katki maddesi olmayan ekmek bulmak cok zor malum.Olani da pahaliya kaciyor ekmek yemeyi ne kadar sevdigimiz dusunulurse. Farkli birkac ekmek tarifim var.Ama bu en basiti ve az malzemeli olani. Ekmek yapma makinamin tarifini zamanla oynayarak bir tarif olusturdum.
Beyaz Ekmek tarifi:
3 cup un ( arada 2 cup beyaz un + 1 cup kepekli un olarak kepekli ekmek de yapiyorum)
1 + 1/3 cup ilik su
2 tatli kasigi maya
2 tatli kasigi seker
1 tatli kasigi (silme ) tuz
2 yemek kasigi sut
2 yemek kasigi zeytin yag
Islem basit, once maya ve sekeri sivilarla karistiriyoruz. (sevgili mikserimle yapiyorum tabi bu kismi) Uzerine unu ilave edip tuzu unun uzerine koyup yoguruyoruz guzelce.(burasini da o yapiyor canim...) Yogurma surasi benim gibi mikser kullananlar 3-4 dakika,elde yoguranlar da 10 dakika civari olacaktir. Odanin sicakligina gore degisektir sure ama yarim saat - bir saat kadar agzi kapali bir kapta bekletiyoruz hamuru ki kabarsin, hamur kendine gelsin. Sonrasinda nasil sekil vermek isterseniz size kalmis. Ben bu ara hamuru 8-9 parcaya ayirip yuvarliyorum. Hamburger ekmegi gibi ekmekcikler oluyor.Esim ve benim icini doldurup ise veya okula goturmesi kolay oluyor boylelikle. Sekil verdikten sonra 20 dakika daha tepside bekletip onceden 425 F 'ta isinmis olan firinda pisiriyoruz. Pisme suresi cok surmuyor 15-20 dakika en fazla. Firina gore degisiyor her zamanki gibi.Gazli firin kullanirken alttaki izgaraya kucuk bir kapta su koyuyordum ki cok sert bir ekmek olmasin.Suanki firinimda bunu yapmama gerek kalmiyor.Yumusacik ekmekciklerim oluyor.Ekmekler soguyunca fazla olan kismi (ertesi gun yiyeceklerimizi bile) posetleyip buzluga koyuyorum.Aksi takdirde bayatliyor. Ne de olsa icine fazla malzeme konulmuyor. Cabuk bayatlamasi normal bence.
Pazar aksami hamuru biraz fazla yapip bir kismina patatesli ic koymustum.Ortaya yumusacik patatesli corekcikler cikti (esime gore kete) Ama ekstradan yag falan koymadim.Hamurdan parcalar koparip unla biraz acip harcini koydum ve rulo yaptim. Uzerine yumurta sarisi surup pisirdim. Peynirli de yapmistim daha once ama bizim favorimiz patatesli olani.
Denemek isteyene afiyet olsun efendim!
2014'te gorusmek uzere...
Thursday, December 26, 2013
Turk' un Emzikle Imtihani
Evet, uzunca bir ara oldu. Hesapta olmayan isler girdi araya. Memleketin civisi cikmis dedirten hadiseler ortaya cikti.Icimden bir sure yazmak gelmedi ne yalan soyleyeyim. Ortada daha karisik ve onemli meseleler varken burda kendimce sorunlarimi veya tariflerimi yazmak garip geldi bana.
Ama sonra dusundum ki bu benim gunlugum. Istedigim konuyu da yazarim.Nokta...
Yine de konuya gecmeden iki cift lafim var. Allah' in adaleti sasmaz. Burda veya diger trafata hepimiz yaptiklarimizin hesabini verecegiz. Bir ulkenin yonetim kademesindeki insanlarin daha hassas olmasini beklerdim. Cunku yapacaklari en ufak taviz milyonlarca insanin hakkina girmelerine neden olacak. Ben sahsen bu durumdan cok korkarim. Kalplerinde azicik Allah korkusu olan insanlarin bundan cekinmelerini beklerdim. Bakalim bizi daha nasil gunler bekliyor... Endiseliyim ulkem adina.
Diger taraftan kendi kucuk dunyamda neler oluyor derseniz; her tatilde olan sey bu yil da tekrarladi. Noel tatilinde hastalandim.Esim de hasta olunca ev revire dondu. Cok sukur ben cabuk atlattim ama esim hala toparlayamadi kendini. Tatilden birsey anlamadik sozun ozu.
Ise gitmeyip evden calistigim icin ve Noel tatilini de firsat bilip bizim ufakligi emzikten ayirma girisiminde bulunduk. Anne ve baba karar verdi gectigimiz Cumartesi. Baba, annenin onerisiyle bir tane emzigi kesti ve digerlerini bulunmamak uzere sakladi. Anne daha once blogcuanne.com'daki bir yazi uzerine hafizasina not etmisti bu yontemi.Sanki her cocuk ayniydi!
"Aaaa emmi broken, broken" diyen Yaya yarim da olsa aldi agzina ve daha bir baglandi sanki o gun. Biz de kararimizdan donmek yok dedik, onu da attik cope "emmi yok artik, gitmis emmi" dedik ertesi gun. Bizim evde emmi = amca degil tabi, emzik yerine kullanilan bir sozcuk. Kuzum 5 gun oldu ama hala unutmadi. Ozellikle uyuyacagi zaman cok ariyor, soruyor. En cok da resmen cocuk agit yakar gibi agliyor ve ben oylece dinliyorum, gecmesini bekliyorum o koyuyor insana. Bir anne olarak can acitan bir durummus gercekten. Ama onun yararina oldugu icin katlaniyorum. Hem cene yapisinin degismemesi icin doktoru da tavsiye etmisti. Bir de agzinda emzikle konusmaya baslamisti son gunlerle kuzum ki cenesi salyadan kizariyordu.
Oysaki sussun diye cocugun agzina ben tikmistim dogdugu zaman. Ustelik begendigi emzigi buluncaya kadar pek cok markayi da denemek durumunda kalmistim.Ne yalan soyliyeyim faydasini da gordum hani. Simdi de yalvar yakar biraktirmaya calisiyorum.
Durumlar boyle sayin okuyucu. Imtihan hala bitmedi. Ancak gun icinde o kadar sormuyor kuzum. Bunu da atlatacagiz hayirlisiyla insallah.
Monday, December 9, 2013
Bakkus Kurabiye
Internette resimlerini gorup seviyodum baykus kurabiyeleri. Amaannn cok ugrastirici vaktim yok benim deyip gecistiriyordum.Taki gecen Cumartesi gecesine kadar...
Aslinda soyle bir askam yasadim. Oglumu uyutup asagiya salona indigimde saat sadece 9.30 du ama ben hicbirsey yapmak istemiyordum. Hafif uyku modundaydim. Yillar sonra tekrar Turk dizisi takip etmeye basladim ve son bolumunu izlemedigim aklima geldi. Aramizda Kalsin'i buyuk keyifle izliyorum bu ara.Yani gulduruyor iste... Stres atiyorsun, uykunu kaciriyorsun vs. Binnur Kaya tek basina yeterli bana gore. Dizi bittiginde saat 11.30 du ve benim uykum kacmisti iste.Ne yapsam diye dusunurken ertesi sabah bir arkadasa kahvaltiya davetli oldugumuzu hatirlayip ogluna guzel bir surpriz olacagini dusundum baykus kurabiyelerin.
Ise koyuldugumda saat 12 olmustu bile. Oglum uyuyor, esim ders calisiyor benim de canim muzik dinlemek istiyordu bir yandan. Esim sagolsun bana kirmizi bir kulaklik almis:-) Rengine sasirmadiniz degil mi? Kablosuz kulaklik meger ne kolaylikmis. Taktim kulaklarima, actim sevgili Leman Sam'in en guzel sarkilarini kimseyi rahatsiz etmedim guzel guzel hamurumu yogurdum.Ohh sefam olsun :-)
Geyik bir yana hic de geregi yoktu ki diye dusunuyordum ama kocacim iyi dusunmus, pek bi begendim kirmiziyi.Hala konuya giremedigimin farkindayim.
Tarifi zeytinagaci.blogspot.com 'dan alip uyarladim. Vaktiniz olursa inceleyin derim. Bu zaman kadar buradan uyguladigim tariflerde hep basarili oldum. Pita ekmeginin tarifini de buradan bulmustum.Neyse onu baska bir zaman yazarim insallah. Sevgili Asli Hanim'in tarifinin yarisini uygulama calisirken bakin neler kullandim;
1 stick tereyag (yaklasik 113 gr)
1 yumurta
1 cay bardagindan 1 parmak eksik pudra sekeri
1 paket vanilya
1 paket kabartma tozu
Aldigi kadar un (2-3 cay bardagi)
* orjinal tarifta kakao da vardi ama ben kullanmadim.
Gozleri icin cikolata damlalari (32 adet)
Burun icin badem (16 adet)
* orjinalinde kabuklu badem vardi ama evde kabuksuz badem olunca ben de onu kullandim.
Un haric tum malzemeler karistirilip yavas yavas unu ekleyip guzelce yumusak bir hamur yoguruyoruz.Mikserimde degil elde yogurdum bu hamuru.Tezgahin uzerinde merdane ile hamurumuzu aciyoruz.(Kalinligi 3-4mm civari olsun) Cay bardaginin agzi ile yuvarlak parcalar elde ediyoruz. Aralarinda kalan hamurlardan minik toplar yapip goz yapiminda kullaniyoruz. Catalin ucu ile de cizik atip tepsiye yerlestiriyoruz. Kurdan kullanmak istege bagli. Belki cocugunuz lolipop misali elinde tutup yemek ister:)
Onceden isitilmis firinda (350 F) 15 dakikayi gecmeyecek sekilde pisiriyoruz.
Bu malzemelerle 16 adet baykus kurabiye cikiyor.
Sunlarin sirinligune bakin lutfen:-)
Biz tadini cok begendik. Sevgili Deniz de pek bi begendi soylemesi ayip :) Mission completed yani! Ayrica bizim ufaklik da bir tanesini tirtikladi ki bu Kayra testini gectigimi gosterir. Bu benim icin cok onemli sevgili dostlar. Oglum bir seyi begendiyse onu gercekten guzel yapmisim demektir. Bu yasta hassas bir burnu ve tat alma becerisi var.
Saat 1 itibariyle hala calisan kocaya da glikoz takviyesi yapmak gerek degil mi? Bu da onun icindi.Afiyetle!
Wednesday, December 4, 2013
Scone versem yer misiniz?
Bana gore "scone" un Turkce karsiligi corek degil.O yuzden Ingilizce yazacagim kusura bakmayin.
En azindan bu tarif tatli oldugundan corek demek icimden gelmiyor.
Hatirliyorum da ilk scone u bundan yillar yillar once Ingiltere'de yemistim. Ohhh bol tereyegli ve peynirliydi.Ona corek diyebilirim iste.Sicak sicak cayin yaninda cok guzel gitmisti. Tabi sonra unutmusum onu.
Ta ki Starbucks' taki yabanmersinli scone larin kahve ile ne guzel ikili oldugunu fark edinceye kadar... Ben uzunca bir sure kocaman scone lara hic de azimsanmayacak para odedim:( Hem de kac kalori oldugunu bile bile yiyordum. Bir ay kadar once zahmet edip de tarifine bakayim dedim. Internette pek cok tarif var.Kimi yumurta kullanmis kimi kullanmamis.Ben en basitini, en az malzemeki olanini sectim :) Istedigim tarifi foodnetwork.com'da buldum. Ancak kendimce eklemeler yaptim. Oradaki tarife gore icine cok az seker koyup uzerine ekstra pudra sekeri, tereyagi ve limon suyu ile sos yapiyorsun. Basit olan guzel olandir mantigindan yola cikarak bana gore gayet lezzetli bir scone tarifim oldu. Bu ara yaban mersinleri oldukca pahali o yuzden taze meyve ile yapmadim henuz. Kilerdeki kuru meyveleri bitiriyorum bu tarifle. Kuru nar, kuru uzum ve cikolata parcalari su ana kadar kullandiklarim.Malzemelerimiz soyle;
2 cup + tezgaha serpmek icin biraz daha un
5 yemek kasigi seker
5 yemek kasigi (70 gr. civari) tereyag
1 paket kabartma tozu
1 cay kasigi tuz
1 cup + biraz da uzerlerine surmek icin sivi krema
1 cup yaban mersini veya 1/2 cup kuru meyve
Oncelikle kuru malzemeleri bir kapta guzelce karistiralim. Unumuz havalansin. Soguk tereyagini kup kup dograyip ilave edelim. Una iyice karismasini saglayalim. Puf noktasi sanirim burasi. Tereyaginin una iyice yedirilmesi gerek.Taze veya kuru meyveyi de ilave edip una karistiralim.En son kremayi ekleyip kuru yer kalmayincaya dek karistiralim.Oyle diger kurabiye hamurlari gibi yogurmak gerekmiyor.Bir iki dakika karistirmak yeterli.Yumusak, biraz ele yapisan bir hamur oluyor.Hafif unlanmis tezgaha koyup sekil vermek icin elimizle uzerine bastiriyoruz. Isterseniz dikdortgen prizma yapip bicakla ucgen seklinde kesebilirsiniz. Ya da benim gibi kurabiye kaliplariyla yuvarlak sekil verebilirsiniz. Uzerlerine yumurta sarisi surer gibi krema surup onceden isitilmis (400 F) firinda yaklasik 20-25 dk. pisiriyoruz.
Yine ayni seyi yazacagim, firindan firina fark edebilir en iyisi kontrol edip kurdan testi yapmak.
Sonuc ise kurabiye kadar sert degil ama kek kadar yumusak degil, cayi veya kahveyi tamamlayici guzel bir lezzet. Afiyet olsun efendim!
Tuesday, December 3, 2013
"Gunes Yine Dogacak"
...
"Gökyüzü içimizde,
dilimizde türküler.
Yürekleri coşturur,
bu deyişler, maniler.
Çekilen bunca emek,
ağlamak, gülümsemek,
amacımız hep aynı,
insana insan demek…
Ne din, ne dil ayırsın,
insanı birbirinden…
Sussun bütün silahlar,
susuversin aniden…
Haydi; eller birleşsin,
kardeşlik halayında…
Yürekler kenetlensin,
yarının şafağında…
Barışa halay dursun,
bütün kızlar, erkekler;
Doğu-Batı demeden,
kenetlensin bilekler…
Elini uzat bana,
güzel gün geri gelsin…
Barış sözcükleriyle,
bu dünya temizlensin…
Haydi; eller birleşsin,
kardeşlik halayında…
Yürekler kenetlensin,
yarının şafağında…
Kardeşliktir, barıştır;
insana yakışan şey…
Herkes kardeş olacak…
Güneş yine doğacak!"
Ne guzel dile getirmis Zulfu Livaneli... Yuregine, kalemine saglik.
Wednesday, November 27, 2013
Uyku Halleri
Aslinda kafamda yilin bu zamanlarini seviyorum. Insanlar tatile gidince yollar bos oluyor, trafik olmuyor.Sogugu, cilesi olsa da etrafi bembeyaz gormek guzel lay lay lom konu vardi ancak ve ancak baska bir durum galip geldi. Beni yaz beni yaz diye adeta cirpindi.
Pek cok ane babanin ortak sorunu oldugunu dusunuyorum bu konunun. Bizim hayatimiz da, uykumuz da Yaya ile birlikte degisti ve hala da degisiyor.Simdik bebeklik zamanlarini yazmayacagim. Sadece sunu soyleyeyim zor bir bebekti. Inatciydi ki hala da surer bu inadi.
Yaklasik 15 aydir kendi odasinda kendi yataginda uyuyor. Buyuyup kuvvetlendigi icin yataginin on kismini acmamiz gerekti aksi takdirde tarzancilik oynayacakti her gece. Ilk basta yapmiyordu ama son uc dort haftadir gecenin bir vakti (bazen 1, bazen 3 bazen de uykuya yenik dusup sabahin 6 sinda) yatagindan kalkip bizim yanimiza geliyor. Uyku halinde olan anne gozunu acip oglunu tekrar yatagina goturme fikrini hic sicak bulmuyor zira uyumama olasiligi var. Ertesi sabah ise gidecegi de dusunulurse yaptigi davranisa hak verilebilir. Yaya'yi alip ortalarina atiyor belki kendilerini uyuyor gorunce uykuya dalar diye. Gozunu acmis bir kere anneyi yataktan ittirip "nut" (noktali okuyun lutfen) getir diye ferman buyuruyor. Nedense bu gorev anneye yapisti. Hic babadan istenmiyor:(
Uykulu gozlerle asagiya inip sut isitilip getiriliyor pasaya. Emzigin de yakinlarda bir yerde olup olmadigi kontrol edildikten sonra gozler tekrar kapaniyor. Sonrasi mi?
Yaya sutunu icer, genelde baba biberonu ortaliktan kaldirir."Uyu oglum" der.Bizlerin yaninda olunca belki kendini daha rahat ve guvende hissediyor. Daha uzun saate kadar uyuyor.Oyle ki bazen ben onlari uyurken hazirlanip evden cikiyorum. Sunu da belirteyim ki yatakta bu durumdan en cok keyif alan yine Yaya.Surekli kipirdaniyor, babasinin yastigina goz koymus bir kere.Bazen kafa atiyor bazen sut atiyor babanin kafasina ve ne yapip edip yastigi ele geciriyor. Itiraf edeyim her an nereden tekme gelecek diye tedirgin uyumaktansa asagiya inip sut isitirim daha iyi :-) Nadir de olsa annenin yastigini da isteyebiliyor. Bu gece oyle oldu ornegin.Saat ucten sonrasi nasil uyudum bilmiyorum. Basim agriyordu sabah uyandigimda. Hayir yastik onun olsun, ben onsuz da yatabilirim ama cocuk dusecek diye kivriliyorum sonra her yerim agriyor.Yorganin altina girmiyor kendime cekemiyorum acikta yatiyorum.Soylenecek daha bi dolu sey bulabilirim bu konuda.
Ama sabah uyaninca mutlulukla gulumsemesi yetiyor iste!
Ne yapmak gerekiyor budurumda kararsiz kaliyorum. Onun duygusal gelisimi icin bu duruma bir sure daha katlanmak mi dogrudur yoksa aliskanlik haline gelmeden (belki coktan geldi de kendimi kandiriyorum) bizimle birkac saat bile olsa uyumasina izin vermemek mi. Sunu biliyorum ki zaman zaman yaptigi aliskanliklari oldu bu yasa dek. Bir ara gece asagiya inip oyuncaklariyla oynuyordu. Bir ara uykusunda bagiriyordu. Hepsi bir muddet devam etti sonrasinda da gecti.Doktoruna sormak gerek belki de ama burda maalesef TR'deki gibi doktorla direkt gorusemiyorsun telefonda. Once hemsireye derdini anlatiyorsun, o not aliyor sonrasinda doktor ariyor veya aramasina gerek kalmiyor.Bir dahaki kontrolumuze de daha aylar var. Durum boyle dostlar...Dertli anne modundayim yani:((
Hersey bir yana bugun yarim gun calisacagim soylemesi ayip sonraki 2 gun de tatil. Yine de seviyorum yilin bu zamanlarini. Insan mutlu olacak bisey bulabiliyor.
Bu yazi da resimsiz olmasin diye baskahramanin resmini koyayim.Kapiyi acma calismalarinda olan Yaya. Sonuc: elbette acabiliyor.Ustteki surguyu de sandalyesinin uzerine cikarak aciyor. Ne desem bilemedim ki!
Pek cok ane babanin ortak sorunu oldugunu dusunuyorum bu konunun. Bizim hayatimiz da, uykumuz da Yaya ile birlikte degisti ve hala da degisiyor.Simdik bebeklik zamanlarini yazmayacagim. Sadece sunu soyleyeyim zor bir bebekti. Inatciydi ki hala da surer bu inadi.
Yaklasik 15 aydir kendi odasinda kendi yataginda uyuyor. Buyuyup kuvvetlendigi icin yataginin on kismini acmamiz gerekti aksi takdirde tarzancilik oynayacakti her gece. Ilk basta yapmiyordu ama son uc dort haftadir gecenin bir vakti (bazen 1, bazen 3 bazen de uykuya yenik dusup sabahin 6 sinda) yatagindan kalkip bizim yanimiza geliyor. Uyku halinde olan anne gozunu acip oglunu tekrar yatagina goturme fikrini hic sicak bulmuyor zira uyumama olasiligi var. Ertesi sabah ise gidecegi de dusunulurse yaptigi davranisa hak verilebilir. Yaya'yi alip ortalarina atiyor belki kendilerini uyuyor gorunce uykuya dalar diye. Gozunu acmis bir kere anneyi yataktan ittirip "nut" (noktali okuyun lutfen) getir diye ferman buyuruyor. Nedense bu gorev anneye yapisti. Hic babadan istenmiyor:(
Uykulu gozlerle asagiya inip sut isitilip getiriliyor pasaya. Emzigin de yakinlarda bir yerde olup olmadigi kontrol edildikten sonra gozler tekrar kapaniyor. Sonrasi mi?
Yaya sutunu icer, genelde baba biberonu ortaliktan kaldirir."Uyu oglum" der.Bizlerin yaninda olunca belki kendini daha rahat ve guvende hissediyor. Daha uzun saate kadar uyuyor.Oyle ki bazen ben onlari uyurken hazirlanip evden cikiyorum. Sunu da belirteyim ki yatakta bu durumdan en cok keyif alan yine Yaya.Surekli kipirdaniyor, babasinin yastigina goz koymus bir kere.Bazen kafa atiyor bazen sut atiyor babanin kafasina ve ne yapip edip yastigi ele geciriyor. Itiraf edeyim her an nereden tekme gelecek diye tedirgin uyumaktansa asagiya inip sut isitirim daha iyi :-) Nadir de olsa annenin yastigini da isteyebiliyor. Bu gece oyle oldu ornegin.Saat ucten sonrasi nasil uyudum bilmiyorum. Basim agriyordu sabah uyandigimda. Hayir yastik onun olsun, ben onsuz da yatabilirim ama cocuk dusecek diye kivriliyorum sonra her yerim agriyor.Yorganin altina girmiyor kendime cekemiyorum acikta yatiyorum.Soylenecek daha bi dolu sey bulabilirim bu konuda.
Ama sabah uyaninca mutlulukla gulumsemesi yetiyor iste!
Ne yapmak gerekiyor budurumda kararsiz kaliyorum. Onun duygusal gelisimi icin bu duruma bir sure daha katlanmak mi dogrudur yoksa aliskanlik haline gelmeden (belki coktan geldi de kendimi kandiriyorum) bizimle birkac saat bile olsa uyumasina izin vermemek mi. Sunu biliyorum ki zaman zaman yaptigi aliskanliklari oldu bu yasa dek. Bir ara gece asagiya inip oyuncaklariyla oynuyordu. Bir ara uykusunda bagiriyordu. Hepsi bir muddet devam etti sonrasinda da gecti.Doktoruna sormak gerek belki de ama burda maalesef TR'deki gibi doktorla direkt gorusemiyorsun telefonda. Once hemsireye derdini anlatiyorsun, o not aliyor sonrasinda doktor ariyor veya aramasina gerek kalmiyor.Bir dahaki kontrolumuze de daha aylar var. Durum boyle dostlar...Dertli anne modundayim yani:((
Hersey bir yana bugun yarim gun calisacagim soylemesi ayip sonraki 2 gun de tatil. Yine de seviyorum yilin bu zamanlarini. Insan mutlu olacak bisey bulabiliyor.
Bu yazi da resimsiz olmasin diye baskahramanin resmini koyayim.Kapiyi acma calismalarinda olan Yaya. Sonuc: elbette acabiliyor.Ustteki surguyu de sandalyesinin uzerine cikarak aciyor. Ne desem bilemedim ki!
Thursday, November 21, 2013
Ogluma...
Bu yazi biraz not niteliginde olacak. Ilerleyen yillarda geri donup okuyup hatirlamak icin. Artik hafizama guvenemiyorum :( Ne de olsa orta yasli olduk...
25.5 aylik oglumun her gun bizi sasirtan hareketi oluyor veya bisey soyluyor gulmekten yerlere yatirabiliyor. Keske dunyaya onun gozuyle bakabilsem daha cok! Bazen oyle duz mantik yurutuyor ki. Gecenlerde babasiyla arasinda gecen dialog su sekilde;
Baba: Oglum ismin ne senin?
Oglum: Yaya Ege (soy isim cok nadiren cikiyor)
Baba: Cok guzel, peki benim ismim ne?
Oglum: Baba Ege...
Anne ve baba koptu tabi sonrasinda :)
Tum gun kreste Ingilizce'ye maruz kaliyor yavrum sonra da bizimle Turkce konusuyor. En azindan biz bunun icin ugrasiyoruz. Bazi seyleri hem Ingilizce hem de Turkce tekrarliyoruz. Ogretmeni aslinda konustugu dilin Toddler English oldugunu soyluyor yani bizim de anlamakta gucluk cektigimiz bir dil bu. Bazen onu anlamak icin kendimi o kadar zorluyorum ki basima agrilar giriyor.Harfler cok guzel oturdu ama rakamlar bazen Turkce bazen de Ingilizce oluyor. Renklerin pek cogu Turkce, hayvanlarsa karisik maalesef:( Kitaplari karistirmayi resimleri hakkinda konusmayi cok seviyor masallah. Umarim bu sevgisi buyudugunde de devam eder. Kitapta eger birden fazla ayni hayvandan varsa mutlaka buyuk olan anne olur kucuk olan da Yaya. Soyle yani;
2 tane fil varsa buyuk olan anne fil, kucuk olan Yaya fil.3 tane varsa eger en buyugu baba fil oluyor.
Ama bu durum tavuk ve civcivde degisiyor. Ne hikmetse hep Yaya tavuk, anne civciv oluyor.
En sevdigi yemek; Matarna (makarna)
En sevdigi sebze bu ara; Brokokoli (brokoli)
Eger egleniyorsa soyledigi cumle; Cok kokomit (Cok komik yani)
En sevdigi icecek; Nut (sut) ve nus (su)
En sevdigi hayvansal gida; Yumurta
En sevdigi meyve; Uzum (ilkini noktali ikincisini noktasiz okuyun,Turkce klavyem olmadigi icin yazamiyorum)
En sevdigi cizgi kahraman; Susam Sokagi kahramanlariyla Thomas kapisir bu konuda sanirim.
En sevdigi oyun; Bu ara legolarla kuve(kule) yapmak ve dump (jump) elbetteki
En sevdigi oyuncak; Kresteki yesil kamyon
Ev sevdigi ev isi; Yaya cupuu ( elektrik supurgesi ile evi supurmek )
Sirf supurge calissin diye bilerek yiyecek dokebilir yere. Veya benim hemen anlayamadigim bir mantik kurmustu kendince yine.
Soyleki;
Susam Sokagi karakterlerinin yer aldigi kitabin arka sayfasinda kurabiye canavarinin bir elinde kurabiye diger elinde de kurabiye kavanozu vardir.Kavanozun icinde kurabiye oldugunu gostermek icin agzinin kenarina kurabiye resmini cizmisler. Benim duz mantik oglum da soyle yorum yapti;
"Cookie Monster kurabiye dokiii, Yaya cupuu" ( Kurabiye canavari kurabiyeleri dokuyormus, o da supurmek istiyor) Tabi bu kitap ne zaman eline gecerse supurme eylemi de yapiliyor bizim evde.
Bu 'En' listesi bitmez aslinda. Aklima geldikce bu sekilde not almaya calisacagim. Cok degil bir yil once yeni yeni yuruyebilen, merdivenleri cikmaya calisan bir bebekken simdi koltuklarin tepesinde gezen biri oldu. Anne babasinin konusmasini bolmeye bayiliyor bir de.Hatirliyorum da ilk kez ne zaman anne - baba diyecek diye suratina bakardik bir zamanlar:-) Zaman biz istesek de istemesek de bildigi hizda akip gidiyor. Geriye boyle hos anilar birakiyor cok sukur. Bu anilari unutmamak dilegiyle!
25.5 aylik oglumun her gun bizi sasirtan hareketi oluyor veya bisey soyluyor gulmekten yerlere yatirabiliyor. Keske dunyaya onun gozuyle bakabilsem daha cok! Bazen oyle duz mantik yurutuyor ki. Gecenlerde babasiyla arasinda gecen dialog su sekilde;
Baba: Oglum ismin ne senin?
Oglum: Yaya Ege (soy isim cok nadiren cikiyor)
Baba: Cok guzel, peki benim ismim ne?
Oglum: Baba Ege...
Anne ve baba koptu tabi sonrasinda :)
Tum gun kreste Ingilizce'ye maruz kaliyor yavrum sonra da bizimle Turkce konusuyor. En azindan biz bunun icin ugrasiyoruz. Bazi seyleri hem Ingilizce hem de Turkce tekrarliyoruz. Ogretmeni aslinda konustugu dilin Toddler English oldugunu soyluyor yani bizim de anlamakta gucluk cektigimiz bir dil bu. Bazen onu anlamak icin kendimi o kadar zorluyorum ki basima agrilar giriyor.Harfler cok guzel oturdu ama rakamlar bazen Turkce bazen de Ingilizce oluyor. Renklerin pek cogu Turkce, hayvanlarsa karisik maalesef:( Kitaplari karistirmayi resimleri hakkinda konusmayi cok seviyor masallah. Umarim bu sevgisi buyudugunde de devam eder. Kitapta eger birden fazla ayni hayvandan varsa mutlaka buyuk olan anne olur kucuk olan da Yaya. Soyle yani;
2 tane fil varsa buyuk olan anne fil, kucuk olan Yaya fil.3 tane varsa eger en buyugu baba fil oluyor.
Ama bu durum tavuk ve civcivde degisiyor. Ne hikmetse hep Yaya tavuk, anne civciv oluyor.
En sevdigi yemek; Matarna (makarna)
En sevdigi sebze bu ara; Brokokoli (brokoli)
Eger egleniyorsa soyledigi cumle; Cok kokomit (Cok komik yani)
En sevdigi icecek; Nut (sut) ve nus (su)
En sevdigi hayvansal gida; Yumurta
En sevdigi meyve; Uzum (ilkini noktali ikincisini noktasiz okuyun,Turkce klavyem olmadigi icin yazamiyorum)
En sevdigi cizgi kahraman; Susam Sokagi kahramanlariyla Thomas kapisir bu konuda sanirim.
En sevdigi oyun; Bu ara legolarla kuve(kule) yapmak ve dump (jump) elbetteki
En sevdigi oyuncak; Kresteki yesil kamyon
Ev sevdigi ev isi; Yaya cupuu ( elektrik supurgesi ile evi supurmek )
Sirf supurge calissin diye bilerek yiyecek dokebilir yere. Veya benim hemen anlayamadigim bir mantik kurmustu kendince yine.
Soyleki;
Susam Sokagi karakterlerinin yer aldigi kitabin arka sayfasinda kurabiye canavarinin bir elinde kurabiye diger elinde de kurabiye kavanozu vardir.Kavanozun icinde kurabiye oldugunu gostermek icin agzinin kenarina kurabiye resmini cizmisler. Benim duz mantik oglum da soyle yorum yapti;
"Cookie Monster kurabiye dokiii, Yaya cupuu" ( Kurabiye canavari kurabiyeleri dokuyormus, o da supurmek istiyor) Tabi bu kitap ne zaman eline gecerse supurme eylemi de yapiliyor bizim evde.
Bu 'En' listesi bitmez aslinda. Aklima geldikce bu sekilde not almaya calisacagim. Cok degil bir yil once yeni yeni yuruyebilen, merdivenleri cikmaya calisan bir bebekken simdi koltuklarin tepesinde gezen biri oldu. Anne babasinin konusmasini bolmeye bayiliyor bir de.Hatirliyorum da ilk kez ne zaman anne - baba diyecek diye suratina bakardik bir zamanlar:-) Zaman biz istesek de istemesek de bildigi hizda akip gidiyor. Geriye boyle hos anilar birakiyor cok sukur. Bu anilari unutmamak dilegiyle!
Subscribe to:
Posts (Atom)






